Vygotsky’nin kuramına göre zihinsel gelişim, sosyal ve kültürel ortamlar ile ilişkili olarak oluşmaktadır ve bu ortamların içindeki kişiler tarafından paylaşılmaktadır. Diğer bir deyişle, çocuklar zihinsel gelişimlerini daha büyük yaştaki çocuklar ve yetişkinlerle etkileşim halinde sağlamaktadırlar. Çocuklar bu etkileşimler sayesinde bir kültürde hayatta kalabilmek için gerekli bilgi ve becerileri kazanmaktadırlar. Sosyo-kültürel kuram, bilişsel gelişimin kültürün içinde ortaya çıktığını ve kültürün önemini vurgulasa da, bazı yönlerinin evrensel olduğunu ve tüm dünyadaki çocuklarda aynı şekilde geliştiğini kabul eder. Yüz ifadelerini anlayabilme, taklit edebilme gibi beceriler, kabul edilen evrensel özelliklere örnektir. Ayrıca, tüm insanların sosyal varlıklar olmalarına bağlı olarak tüm dünyada çocuklar 2-3 yaşlarında oldukça iyi konuşmacılar olmaktadırlar. Evrensel olarak tüm insanların uyduğu sözel iletişim kurallarını takip etmektedirler (sırayla konuşmak, göz teması kurmak, karşısındakinin söylediklerine uygun cevapları vermek, aynı konuda konuşmayı sürdürmek gibi).
Vygotsky’nin sosyo-kültürel kuramına göre, bazı biyolojik evrensel özelliklerin yanında bilişsel gelişimde, sosyal çevre ve kültürün etkisi oldukça önemlidir ve günümüzde bu yaklaşım yaygın olarak kabul görmektedir. Bilişsel becerilerde sosyal etkilerin varlığı ve sosyal etkileşimlerin çocukların düşünme şeklini değiştirmede önemli bir güce sahip olduğu araştırmalarla kanıtlanmaktadır. Örneğin, bazı kültürlerde maddenin korunması (conservation) batılı kültürlere göre daha geç öğrenilmektedir. Yapılan araştırmalara göre batılı kültürlerde çocuklar adaleti, kaynakların eşit paylaşımı olarak öğrenmektedirler. Bu nedenle ellerindeki boya kalemlerini, şekerlerini vb. eşit olarak paylaştırmaktadırlar. Bu sayede aynı miktarda olan nesnelerin farklı şekilde eşit paylaştırılmasına alışıktırlar. Bu kavramlarla tanışık büyüyen çocuklar maddenin korunmasını daha erken öğrenebilmektedir. Bu örnekte de evrensel olarak öğrenilen bir kavramın kültüre bağlı olarak hangi gelişim döneminde öğrenildiğinin farklılaşabildiği; sosyal çevre ve kültürün bilişsel gelişim üzerinde etkili olduğu görülmektedir.
Ayrıca araştırmacılar, çocukların kendilerinden daha gelişmiş akranlarından ve yetişkinlerden aldıkları yardımların, zihinsel gelişime katkısını ortaya koymuşlardır. Çocuklar aldıkları destek sayesinde kendilerine zor gelen bilişsel işleri kültürel olarak uygun şekillerde çözmeyi öğrenmektedirler. Çocuklar bu etkileşimler sırasında yetişkinlerin problem çözme stratejilerini deneyimlemekte ve kendileri öğrendikten sonra tek başlarına uygulayabilmektedirler. Araştırmalara göre, çocukların daha büyük çocuklarla veya yetişkinlerle etkileşimlerinde önemli olan bu etkileşimlerin niteliğidir. Etkileşimler sırasında arada çıkan fikir farklılıklarının çözülmesi, karşılıklı saygı ve işbirliğinin varlığı önemli noktalardır.
Dilin Önemi
Bilişin sosyal paylaşımında açıklandığı gibi zihinsel gelişim, kültürün içinde diğer kişilerle ilişki içinde ortaya çıkar. Daha sonra bu paylaşımlar çocuk tarafından içselleştirilir ve çocuğa ait zihinsel süreçlere dönüşür. Bilişlerin sosyal olmaktan çıkıp bireye ait olması da zihnin işaret/sembol sistemleri sayesinde olmaktadır. Araç olan bu işaretler de zaman içinde çocuk tarafından içselleştirilmektedirler. Dil de insanların geliştirdiği ve en yaygın şekilde kullandığı işaret sistemlerinden biri olarak zihinsel gelişimde kritik bir rol oynamaktadır.
Potansiyel Gelişim Alanı (Zone of Proximal Development)
Daha önce belirtildiği gibi çocukta yeni kapasiteler yetişkinlerle veya daha büyük yaşta çocuklarla işbirliği sırasında ortaya çıkmaktadır ve daha sonra çocuk tarafından içselleştirilip, kendisi tarafından bir yetişkinden bağımsız olarak kullanılabilmektedir.
Vygotsky’e göre becerinin yetişkinden çocuğa geçmesi çocuğun potansiyel gelişim alanı dahilinde olmaktadır. Bu alan öğrenme ve zihinsel gelişimin bir arada bulunduğu bir duyarlılık alanıdır. Yetişkinlerin yardımıyla çocuğun gelişim sürecinde olan zihinsel becerileri olgunlaşmaktadır. Bu bağlamda Vygotsky’e göre eğitimin rolü çocuklara potansiyel gelişim alanları dahilinde deneyimler sağlamaktır. Bu aktiviteler çocukları zorlayan fakat bir yetişkin desteğiyle başarılabilecek zorlukta aktiviteler olmalıdır.
Yapı Kurmak (Scaffolding)
Yapı kurmak potansiyel gelişim alanı dahilinde tanımlanan bir benzetmedir. Bu benzetmede çocuk yapılanmakta olan bir binaya benzetilmektedir. Sosyal çevre ise çocuğun yapı kurma, diğer bir deyişle destek sistemidir. Çocuğun sosyal çevresiyle bu şekilde etkileşimi potansiyel gelişim alanı dahilinde çocuğun gelişimini hızlandırmaktadır.
Zihinsel becerileri geliştirirken yapı kurma yönteminin iyi kullanılması için bazı özellikleri içinde barındırması gerekmektedir. Öncelikle paylaşılan aktivitenin keyifli bir aktivite olması ve kültürel olarak anlamlı, bir amaca yönelik olması önemlidir. Bu aktivite dahilinde önemli olan çocuk ve diğer kişinin aynı hedefe ulaşmak için birlikte hareket etmesidir.
İyi yapı kurmanın diğer bir özelliği de bir işe başlarken farklı anlama düzeylerine sahip iki kişinin öncelikle paylaşım yapabilecekleri bir anlama düzeyine varmış olmalarıdır. Eğer iki kişi çok farklı anlama düzeylerine sahip ise birinin diğerine rehberlik etmesi, birbirlerini anlamaları mümkün olmayacaktır. Bir yetişkin ve çocuk işbirliğinde bu özellikle önemlidir. Örneğin, sınıfta bir öğretmen yeni bir işi/görevi tanıtırken, çocuğun daha önceden bildikleri ile bağlantılar kurması, çocuğun yeni işi başarabilmesi ve öğretmenin çocuğa yardım etmesi için büyük önem taşımaktadır.
Ayrıca, iyi bir yapı kurma için çocuk ve yetişkin arasındaki iletişimin sıcak ve hoş olması da önemlidir. Bu şekilde çocuk yapılan işten keyif alacaktır. Bu ilişki sırasında öğretmenin çocuğu izlemesi, bir sonraki adımını tahmin ederek gerekli yerlerde destek sağlaması önemlidir.
Bunların yanında çocuk ile gerçekleştirilen aktivitenin çocuğun potansiyel gelişim alanı dahilinde olması önem taşımaktadır. Bu iki şekilde sağlanmaktadır:
o Verilen işi ve çevreyi çocuğa uygun bir zorluk düzeyinde düzenlemek
o Yetişkin müdahalesini çocuğun ihtiyaç ve becerilerine göre ayarlamak. Çocuğa uygun bir zorluk düzeyinde iş verirken çocuğun var olan becerileri göz önünde tutularak uygun zorlukta bir iş bulunabilir veya büyük bir iş çocuğa uygun zorlukta parçalara ayrılabilir. Eğer aktivite yapı kurmak için fazla basit ise verilen hedef zorlaştırılarak gerekli ayarlamalar yapılabilir. Verilen aktivitenin çocuğun potansiyel gelişim alanı dahilinde olmasını sağlamanın diğer yolu ise bunu yapan yetişkinin çocuğa ihtiyacı oldukça destek vermesi ve çocuğun becerisi arttıkça verilen destek düzeyinin azaltılmasıyla sağlanabilmektedir.
İyi yapı kurmanın son özelliği ise çocuğun kendi davranışlarını kontrol edebilmesini ve sorumluluk almasını sağlamaktır. Bunun için de birlikte yapılan aktivitenin çocuk tarafından kontrolünün mümkün olduğunca sağlanması önemlidir. Çocuğun görevi/işi bağımsız bir şekilde gerçekleştirebildiği andan itibaren yetişkinin kontrolü ve yardımı bırakması gerekmektedir. Kısaca, belirlenen ortak hedefe ulaşıldığı andan itibaren aktif olarak yetişkinin geri çekilmesi ve çocuğun aktif olarak görevi devralması çocuğun kontrol geliştirmesi için önemlidir. Bu sayede çocuk sorumluluk ve karar almayı öğrenecektir.
Kaynak: Berk,L.A. &Winsler,A. (1995). Scaffolding Children’s Learning:Vygotsky and Early ChildhoodEducation. WA:NAEYC
Recent Comments