Zihinsel- Sosyo Kültürel Yaklaşım

a. Gelişim Yaklaşımları No Comments »

Vygotsky’nin kuramına göre zihinsel gelişim, sosyal ve kültürel ortamlar ile ilişkili olarak oluşmaktadır ve bu ortamların içindeki kişiler tarafından paylaşılmaktadır. Diğer bir deyişle, çocuklar zihinsel gelişimlerini daha büyük yaştaki çocuklar ve yetişkinlerle etkileşim halinde sağlamaktadırlar. Çocuklar bu etkileşimler sayesinde bir kültürde hayatta kalabilmek için gerekli bilgi ve becerileri kazanmaktadırlar. Sosyo-kültürel kuram, bilişsel gelişimin kültürün içinde ortaya çıktığını ve kültürün önemini vurgulasa da, bazı yönlerinin evrensel olduğunu ve tüm dünyadaki çocuklarda aynı şekilde geliştiğini kabul eder. Yüz ifadelerini anlayabilme, taklit edebilme gibi beceriler, kabul edilen evrensel özelliklere örnektir. Ayrıca, tüm insanların sosyal varlıklar olmalarına bağlı olarak tüm dünyada çocuklar 2-3 yaşlarında oldukça iyi konuşmacılar olmaktadırlar. Evrensel olarak tüm insanların uyduğu sözel iletişim kurallarını takip etmektedirler (sırayla konuşmak, göz teması kurmak, karşısındakinin söylediklerine uygun cevapları vermek, aynı konuda konuşmayı sürdürmek gibi).

Vygotsky’nin sosyo-kültürel kuramına göre, bazı biyolojik evrensel özelliklerin yanında bilişsel gelişimde, sosyal çevre ve kültürün etkisi oldukça önemlidir ve günümüzde bu yaklaşım yaygın olarak kabul görmektedir. Bilişsel becerilerde sosyal etkilerin varlığı ve sosyal etkileşimlerin çocukların düşünme şeklini değiştirmede önemli bir güce sahip olduğu araştırmalarla kanıtlanmaktadır. Örneğin, bazı kültürlerde maddenin korunması (conservation) batılı kültürlere göre daha geç öğrenilmektedir. Yapılan araştırmalara göre batılı kültürlerde çocuklar adaleti, kaynakların eşit paylaşımı olarak öğrenmektedirler. Bu nedenle ellerindeki boya kalemlerini, şekerlerini vb. eşit olarak paylaştırmaktadırlar. Bu sayede aynı miktarda olan nesnelerin farklı şekilde eşit paylaştırılmasına alışıktırlar. Bu kavramlarla tanışık büyüyen çocuklar maddenin korunmasını daha erken öğrenebilmektedir. Bu örnekte de evrensel olarak öğrenilen bir kavramın kültüre bağlı olarak hangi gelişim döneminde öğrenildiğinin farklılaşabildiği; sosyal çevre ve kültürün bilişsel gelişim üzerinde etkili olduğu görülmektedir.

Ayrıca araştırmacılar, çocukların kendilerinden daha gelişmiş akranlarından ve yetişkinlerden aldıkları yardımların, zihinsel gelişime katkısını ortaya koymuşlardır. Çocuklar aldıkları destek sayesinde kendilerine zor gelen bilişsel işleri kültürel olarak uygun şekillerde çözmeyi öğrenmektedirler. Çocuklar bu etkileşimler sırasında yetişkinlerin problem çözme stratejilerini deneyimlemekte ve kendileri öğrendikten sonra tek başlarına uygulayabilmektedirler. Araştırmalara göre, çocukların daha büyük çocuklarla veya yetişkinlerle etkileşimlerinde önemli olan bu etkileşimlerin niteliğidir. Etkileşimler sırasında arada çıkan fikir farklılıklarının çözülmesi, karşılıklı saygı ve işbirliğinin varlığı önemli noktalardır.
Dilin Önemi

Bilişin sosyal paylaşımında açıklandığı gibi zihinsel gelişim, kültürün içinde diğer kişilerle ilişki içinde ortaya çıkar. Daha sonra bu paylaşımlar çocuk tarafından içselleştirilir ve çocuğa ait zihinsel süreçlere dönüşür. Bilişlerin sosyal olmaktan çıkıp bireye ait olması da zihnin işaret/sembol sistemleri sayesinde olmaktadır. Araç olan bu işaretler de zaman içinde çocuk tarafından içselleştirilmektedirler. Dil de insanların geliştirdiği ve en yaygın şekilde kullandığı işaret sistemlerinden biri olarak zihinsel gelişimde kritik bir rol oynamaktadır.
Potansiyel Gelişim Alanı (Zone of Proximal Development)

Daha önce belirtildiği gibi çocukta yeni kapasiteler yetişkinlerle veya daha büyük yaşta çocuklarla işbirliği sırasında ortaya çıkmaktadır ve daha sonra çocuk tarafından içselleştirilip, kendisi tarafından bir yetişkinden bağımsız olarak kullanılabilmektedir.

Vygotsky’e göre becerinin yetişkinden çocuğa geçmesi çocuğun potansiyel gelişim alanı dahilinde olmaktadır. Bu alan öğrenme ve zihinsel gelişimin bir arada bulunduğu bir duyarlılık alanıdır. Yetişkinlerin yardımıyla çocuğun gelişim sürecinde olan zihinsel becerileri olgunlaşmaktadır. Bu bağlamda Vygotsky’e göre eğitimin rolü çocuklara potansiyel gelişim alanları dahilinde deneyimler sağlamaktır. Bu aktiviteler çocukları zorlayan fakat bir yetişkin desteğiyle başarılabilecek zorlukta aktiviteler olmalıdır.
Yapı Kurmak (Scaffolding)

Yapı kurmak potansiyel gelişim alanı dahilinde tanımlanan bir benzetmedir. Bu benzetmede çocuk yapılanmakta olan bir binaya benzetilmektedir. Sosyal çevre ise çocuğun yapı kurma, diğer bir deyişle destek sistemidir. Çocuğun sosyal çevresiyle bu şekilde etkileşimi potansiyel gelişim alanı dahilinde çocuğun gelişimini hızlandırmaktadır.

Zihinsel becerileri geliştirirken yapı kurma yönteminin iyi kullanılması için bazı özellikleri içinde barındırması gerekmektedir. Öncelikle paylaşılan aktivitenin keyifli bir aktivite olması ve kültürel olarak anlamlı, bir amaca yönelik olması önemlidir. Bu aktivite dahilinde önemli olan çocuk ve diğer kişinin aynı hedefe ulaşmak için birlikte hareket etmesidir.

İyi yapı kurmanın diğer bir özelliği de bir işe başlarken farklı anlama düzeylerine sahip iki kişinin öncelikle paylaşım yapabilecekleri bir anlama düzeyine varmış olmalarıdır. Eğer iki kişi çok farklı anlama düzeylerine sahip ise birinin diğerine rehberlik etmesi, birbirlerini anlamaları mümkün olmayacaktır. Bir yetişkin ve çocuk işbirliğinde bu özellikle önemlidir. Örneğin, sınıfta bir öğretmen yeni bir işi/görevi tanıtırken, çocuğun daha önceden bildikleri ile bağlantılar kurması, çocuğun yeni işi başarabilmesi ve öğretmenin çocuğa yardım etmesi için büyük önem taşımaktadır.

Ayrıca, iyi bir yapı kurma için çocuk ve yetişkin arasındaki iletişimin sıcak ve hoş olması da önemlidir. Bu şekilde çocuk yapılan işten keyif alacaktır. Bu ilişki sırasında öğretmenin çocuğu izlemesi, bir sonraki adımını tahmin ederek gerekli yerlerde destek sağlaması önemlidir.

Bunların yanında çocuk ile gerçekleştirilen aktivitenin çocuğun potansiyel gelişim alanı dahilinde olması önem taşımaktadır. Bu iki şekilde sağlanmaktadır:
o Verilen işi ve çevreyi çocuğa uygun bir zorluk düzeyinde düzenlemek

o Yetişkin müdahalesini çocuğun ihtiyaç ve becerilerine göre ayarlamak. Çocuğa uygun bir zorluk düzeyinde iş verirken çocuğun var olan becerileri göz önünde tutularak uygun zorlukta bir iş bulunabilir veya büyük bir iş çocuğa uygun zorlukta parçalara ayrılabilir. Eğer aktivite yapı kurmak için fazla basit ise verilen hedef zorlaştırılarak gerekli ayarlamalar yapılabilir. Verilen aktivitenin çocuğun potansiyel gelişim alanı dahilinde olmasını sağlamanın diğer yolu ise bunu yapan yetişkinin çocuğa ihtiyacı oldukça destek vermesi ve çocuğun becerisi arttıkça verilen destek düzeyinin azaltılmasıyla sağlanabilmektedir.

İyi yapı kurmanın son özelliği ise çocuğun kendi davranışlarını kontrol edebilmesini ve sorumluluk almasını sağlamaktır. Bunun için de birlikte yapılan aktivitenin çocuk tarafından kontrolünün mümkün olduğunca sağlanması önemlidir. Çocuğun görevi/işi bağımsız bir şekilde gerçekleştirebildiği andan itibaren yetişkinin kontrolü ve yardımı bırakması gerekmektedir. Kısaca, belirlenen ortak hedefe ulaşıldığı andan itibaren aktif olarak yetişkinin geri çekilmesi ve çocuğun aktif olarak görevi devralması çocuğun kontrol geliştirmesi için önemlidir. Bu sayede çocuk sorumluluk ve karar almayı öğrenecektir.

Kaynak: Berk,L.A. &Winsler,A. (1995). Scaffolding Children’s Learning:Vygotsky and Early ChildhoodEducation. WA:NAEYC

Zihinsel- Piaget Yaklaşımı

a. Gelişim Yaklaşımları No Comments »

Piaget daha çok bireyin bilişsel gelişimi ile ilgilenmiş ve onun kuramsal yaklaşımı çok sayıda gelişim psikoloğunu etkilemiştir (Piaget 1964, 1980; Piaget & Inhelder, 1969).
Piaget, hem olgunlaşmanın, hem de öğrenmenin bilişsel gelişim üzerindeki etkisini kabul eder, ancak çocuğun faal olarak çevresi ile etkileşim içinde olmasını gelişiminin temel faktörü olarak görür. Çocuğun çevresiyle oyun şeklinde veya başka bir biçimde sürekli etkileşim içinde olması, onun zihinsel gelişiminin yönünü ve derecesini belirler.

Piaget’e göre zihinsel gelişim, beyin ve sinir sisteminin olgunlaşması ve bireyin çevresine uyum sağlamasına yardımcı olan deneyimlerinin bir bileşimidir. Piaget’e göre gelişimin temelinde şemalar bulunmaktadır. Şemalar kişinin benzer koşullarda veya ortamlarda, benzer şekilde davranması için bir model sağlayan zihin yapılarıdır. Kişiler yeni deneyimler yaşadıkça zamanla bu şemalar gelişmekte ve değişmektedir.

Çocuklar hayata doğuştan “refleks şemaları” ile gelirler. Bu şemalar çocuğun ağlaması, meme emmesi gibi hayatta kalmasına yarayan basit davranışlardır. Daha sonra bu şemalar çocuğun deneyimleriyle birlikte gelişir ve değişir. Yeni şemalar çocuğun hayatına eklenir. Çocuk yeni bir şeyle karşılaştığında daha önce bildikleri ile, yeni karşılaştığı arasında nasıl bir benzerlik olduğunu keşfetmeye çalışır. Bu yöntem ile çocuk, dünyayı kafasında canlandırarak yeni deneyimler kazanır.

Piaget, yeni bir deneyimin bilinen bir şemaya genellenmesine asimilasyon adını vermiştir. Büyüdükçe çocuklar var olan şemalarına uyduramayacakları deneyimler yaşarlar veya nesnelerle karşılaşırlar. Bu durumda çocuk var olan şemalarını değiştirerek yeni duruma uyum sağlamaya çalışır veya yeni şemalar geliştirir. Örneğin, memeyi emziğe genellemiş bir çocuk battaniye ile karşılaştığında emme şemasını olduğu gibi battaniyeye genelleyemez, çünkü battaniye şeklen farklıdır ve meme veya emziğe göre daha büyüktür. Bu durumda çocuk battaniyenin bir ucunu seçip sadece o kısmını emerek şemasında değişiklik yapmıştır. Bir başka örnek ise, çocuk daha önce gördüğü farklı kediler sayesinde kedi şemasına sahiptir. Fakat bir köpek gördüğü zaman artık bunu kedi şemasına genelleyemez ve yeni bir köpek şeması oluşturur.

Var olan şemalar yeni bir durum veya nesneye genellenemediği zaman şemaların değiştirilmesi veya yeni şemaların oluşturulması durumuna da akomodasyon adı verilmektedir. Örneğin, okul çağı öncesindeki bir çocuk demiryolunda bulduğu bir topla, rayların üzerinde oynayabilir. Çünkü bu top, onun evindeki diğer oyuncaklar gibidir. Fakat çocuk büyüdüğü zaman topu demiryolundan alır ve kenara çekilir. Demiryolunda oynamanın yanlış olduğunu bilir. Bu zıtlık ile yüzleşen çocuk, büyüdükçe şemalarında değişiklik yapmıştır. Bu gelişim mekanizması ise bir bütün olarak adaptasyon (uyum) olarak adlandırılmaktadır.Çocuk veya yetişkin yaşama bu mekanizmalar sayesinde uyum sağlamaktadır. Bilişsel gelişimin desteklenmesi için çocuğun çevresiyle sürekli etkileşim halinde olması gerekir.

Çocuklarda gözlenen bilişsel dengeleme süreci, yetişkinlerde de olmakla birlikte daha az sıklıkta gözlenir. Çünkü yetişkin günlük yaşamında karşılaştığı olayların hemen hemen hepsini kendisinde var olan kavram ve düşünce süreçleriyle açıklayabilir. Yeni bazı deneyimlerden dolayı yetişkinin bilişsel dengelemesinde bir bozulma olursa, yeni dengeleme yolları arar ve bu dengelemeyi buluncaya kadar düşünüş tarzını değiştirmeye devam eder.

Piaget gelişimin birbirini izleyen aşamalardan oluştuğunu kabul eder. Her aşamanın, kendisinden sonra gelen aşama için bir basamak oluşturduğu ve aşamaların sırasının değişmediği kabul edilir.

Her aşama için çocukların bilişsel özellikleri aşağıda sunulmuştur:
Duyusal-Hareketsel Aşama (0-2 Yaş)

Dokunma gibi basit duyusal verilerden, tutma ve emme gibi basit hareketlerden işe başlayan çocuk, temel süreçlerin üzerine yenilerini koyarak çevresini anlayabilecek bir bilişsel sistem geliştirmeye başlar.

* Bebek elleri ve ağzıyla dokunarak çevresini yoklar. Kendi vücudu ve dünyanın geri kalan kısmı arasındaki sınırı tanımlar. Çevresindeki olaylar arasında bağlantılar kurarak temel duyu ve duyguları öğrenir.

Bilişsel gelişimin aşamalarından birini çocuk nesnelerin değişmezliğini keşfederek başarır. Önceleri bebek için nesne, ancak kendi görsel alanı içindeyken vardır. Nesne ortadan kaldırılınca nesnenin yok olduğunu, artık var olmadığını düşünür. Onun için her an dünya yeni baştan var olur ve duyu organlarının dışında bir dünyanın varlığı düşünülemez.

Bir yaşına doğru çocuk nesnenin değişmezliği kavramını anlamaya başlar ve göz önünden kaldırılan bir nesneyi, etrafına ve masanın altına bakarak arar. İki yaşına doğru bebek dış nesne ve olayların iç temsilcilerini geliştirmeye başlar. Nesnelerin sürekli olduğunu ve göz önünden kaldırılınca bile var olmaya devam ettiklerini anlayan çocuk, bu nesneyi bir süreçle temsil etmeye başlar.

Böyle bir iç temsil süreci, kavram ve dil gelişiminin başlangıcını oluşturur.

İç temsil sayesinde çocuk orada bulunmayan bir nesneyi ya da olayı temsil etme yeteneğine kavuşur. Değişikliklerin olabilmesi için çocuğun çevreyle etkileşim içinde olması gerekir. Çocuğun çevresiyle duyusal ve hareketsel etkileşim yapması bilişsel gelişimin temelinde yatan öğrenme deneyimlerini oluşturur.
Operasyon Öncesi Aşama (2-5 Yaş)

* Çocuk bu devrede kelime kullanmaya ve ilkel bir düzeyde ilk olarak bir sembol ile bu sembolün temsil ettiği nesne arasındaki ilişkiyi anlamaya başlar.
* Çocuk iç temsilden, başka bir deyişle kelime, kavram ve sembollerin verdiği zenginlikten faydalanarak oyun yaşamına yeni zenginlikler getirir. Örneğin, bir ağaç dalını at gibi kullanmaya, ana-baba rollerine girerek arkadaşlarıyla yetişkin ilişkilerini taklit oyunları oynamaya başlar.
* Birçok çocuk hayali arkadaş icat ederek, bu hayali arkadaşı evine davet eder, beraberce yemek yer. Böylece çocuklar son derece canlı, fakat tehlikesiz bir macera yaşamı denemeye başlar. Bu sembolik, hayali ve oyunsal maceralar sayesinde çocuk yavaş yavaş gerçek yaşama hazırlanır.
* Çocuğun bu yaşta becerdiği önemli adımlardan biri nesneleri kategorilere ayırmayı öğrenmesidir. Nesnelerin büyüklük, renk, biçim gibi belirli duyusal özelliklerine göre sınıflanması, nesnenin değişmezliği aşamasından sonra kendini gösterir. Piaget bilişsel gelişmenin adım adım ilerlediğini, her adımın kendinden daha önce geliştirilen bilişsel yapıları kullandığını ifade eder. Beş yaşına ulaştığında çocuk, bir nesneyi ayrı, bağımsız bir nesne olarak değil, o nesnenin ifade ettiği sınıfın bir temsilcisi olarak görebilir. Örneğin, iki yaşındaki çocuk bir yuvarlak ve biri küp iki nesneyi aynı biçimde algılarken, beş yaşındaki çocuk yuvarlak nesneyi “küre” kavramının, diğer nesneyi “küp” kavramının bir temsilcisi olarak görebilir. Beş yaşındaki çocuk soyutlama ve genelleme adımını gerçekleştirmiştir.
* Dil Gelişimi: İki yaşındaki çocuk bir veya iki kelimeden oluşan ifadeler kullanabilir. Dil gelişimi 2-5 yaş arasında süratli bir gelişim gösterir. Çocuk üç yaşını doldurduğunda 3-4 kelimeden oluşan cümleler kullanmaya başlar ve bu cümlelerde fiillerin geçmiş, şimdiki, ya da gelecek zamanlarını doğru olarak kullanır. Beş yaşına geldiklerinde çocuklar kendi dillerini başarıyla ve gramer kurallarına uygun olarak kullanabilecek beceriyi kazanmıştır.
* Dil ve Düşünce Arasındaki İlişki: Dil gelişimi ile çocuğun bol miktarda sembol kullanmaya başlamasının aynı devrelerde ortaya çıkması, araştırmacıları iki olay arasında nasıl bir ilişkinin olduğunu araştırmaya yöneltmiştir. Bildiğimiz gibi kelimeler semboldür ve bu çağda çocuk sembolleri kullanma becerisine ulaşmıştır. Çocuk bir ağaç dalına at gibi binmeye başladığında, ağaç dalı atın yerine geçer, sembolik bir anlam kazanır. Çocuk zihninde yarattığı bir resmi de sembol olarak kullanabilir. Demek oluyor ki, kelimeler çocuğun kullandığı sembol türlerinden ancak bir tanesidir, kelimelerin yanı sıra çocuk daha başka semboller de kullanır. Piaget’ye göre dil gelişimi, çocuğun bilişsel gelişiminin belirli bir aşamaya ulaşmasının doğal bir sonucudur.

Somut Operasyon Aşaması (5-12 Yaş)

* Beş yaşına doğru çocuk nesneleri zihinsel olarak temsil eder, ancak bu kavramlar ve semboller üzerinde zihinsel işlemler yapamaz. Örneğin, “Masanın üzerinde duran beş kalemden ikisini kaldırdığımda, masanın üzerinde kaç kalem kalır?” gibi bir soruya zihinsel cevap veremez. Çocuk yedi yaşına doğru yaklaştıkça toplama, çıkarma gibi bilişsel işlemleri yapmaya başlar. Beş yaşındaki çocuk yukarıdaki soruya ancak masanın üzerine kalemleri koyup, ikisini kaldırdığınız zaman cevap verebilirken, yedi yaşındaki çocuk zihninden doğru cevabı hemen bulabilir. Bu zihinsel işlemlere Piaget operasyon adını verir,
* Bu dönemde çocuk bir olayı diğer insanların gözünden görmeye başlar.
* Kitlenin değişmezliği: Kitlenin değişmezliği kavramı, Piaget’nin çocukların bilişsel gelişimiyle ilgili olarak keşfettiği önemli kavramlardan biridir. Bu kavram kendini operasyon-öncesi devrede değil, somut operasyonlar devresinde gösterir. Eşit büyüklükte ve aynı biçimde olan iki bardağa eşit miktarda su koyun ve çocuğa gösterin. Çocuk size, bardaktaki suların aynı olduğunu söyleyecektir. Daha sonra çocuğun gözü önünde, bardakların birindeki suyu daha dar ve uzun bir başka bardağa boşaltın. Çocuğa iki bardaktaki suyun eşit olup olmadığını sorduğunuzda “Uzun bardaktaki su daha fazla!” diye cevap verir.

Değişmezlik kavramının temelinde geriye dönüştürebilme yatar. “Neden daha fazla su yok, bak daha yüksek gözükmüyor mu?” diye çocuğa sorulduğunda, çocuk “Daha önceki bardağa boşaltsam aynı düzeye gelir!” ya da, “Yeni su eklemedin ki!” gibi cevaplar verir.

* Sınıflandırma: Çocuğun sınıflandırma becerilerinde de bu yaşta bir gelişme gözlenir. Somut operasyonlarının oluştuğu bu aşamada çocuk iki önemli gelişmeyi geliştirir. Becerilerinden biri sınıf içerme becerisidir, başka bir deyişle bir sınıfa (kategoriye) ait olan nesnelerin, başka bir sınıfın alt dizisi olabileceğini çocuk anlar. Çocuğun kazandığı ikinci önemli beceri, daha önceki devrede ancak nesnelere dokunarak gerçekleştirebildiği sınıflama sürecini zihninde sembolik olarak yapabilmesidir.
* Cinsiyet Rolleri: Somut operasyon devresinde gözlenen değişikliklerden biri de, çocuğun cinsiyet rollerinin değişmezliğini anlamasıdır. Üç veya dört yaşındaki çocuk kadın-erkek kavramını anlamıştır ve kadını, hem gerçek yaşamda hem de resimlerde, erkeklerden her zaman ayırt edebilir. Fakat bu yaşta çocuğun anlamadığı cinsiyetin sürekli oluşudur. Ancak beş yaşına geldiğinde çocuk cinsiyetin sürekli olduğunu anlar ve elbise değiştirmek ya da saç uzatmakla cinsiyetin değişmeyeceğini kavrar.
* Hayal ve Gerçek: Somut operasyon devresinde çocuk gerçek dünya ile hayal dünyası arasındaki farkı da kavramaya başlar. Amerika’da yapılan bir araştırma çocukların 6,5 yaşına kadar Noel Baba’ya inandıklarını, daha sonra onun gerçek değil bir hayal kişiliği olduğunu anladıklarını göstermiştir.

Bu yaş kültürden kültüre ve her kültür içinde çocuğun içinde bulunduğu sosyal ortama göre biraz değişebilir. Örneğin, erken yaşta çalışmaya başlayan ve para kazanarak ailesini desteklemek zorunda kalan çocuğun hayal ile gerçek arasındaki ayırımı daha erken yapacağı beklenir.
Çocuk nesnelerin ve olayların renk, biçim, yükseklik gibi dış duyusal özelliklerinin baskısından kurtulup, onların kitle, hacim, sayı gibi iç özelliklerini kavrayabilecek hale gelir.
Okul çağındaki çocuk bir olayı diğer insanın gözüyle görebilmeyi zamanla daha iyi becermeye başlar.
Çocuk dış dünyadaki nesnelerin yerine kafasında geliştirdiği semboller ve zihinsel operasyonlar aracılığıyla işlemler yapmaya başlar.
Tabii çocuk bu değişiklikleri beş yaşına girdiği doğum gününde yapmaz. Değişiklikler uzun bir zaman süresi içinde oluşmaya devam eder. Çocuklar arasında gelişme süreleri bakımından bazı farklılıklar olabilir. Bazı çocuklar 7-8 yaşında bazı zihinsel operasyonları geliştirirken, bazıları 9-10 yaşında bu gelişmeyi tamamlar.
Formel Operasyon Aşaması (12-18 Yaş)

Bu devrede zihinsel gelişim somut operasyonlardan formel operasyonlar aşamasına geçer. Formel operasyonların gelişimi 12-14 yaş arasında başlar.

* Formel operasyonlar devresinde çocuk semboller düzeyinden bir aşama ötesine giderek düşünce düzeyine ulaşır. Bu düzeye ulaşan bir çocuk, belirli bir sorunu çözebilmek için değişik hipotezler geliştirir ve her hipotezi birer birer dener. Çocuğun düşüncesine ve sorunlara yaklaşmasına bir düzenlilik, formel yapı, akıl yürütme süreci gelmiştir.
* Her birey formel operasyonları tam anlamıyla geliştiremeyebilir. Bilimsel düşünmenin ve mantıksal konuşmanın son derece önem verildiği batı uygarlığında dahi, yetişkinlerin ancak %60’ının tüm formel operasyonları geliştirebildiği tahmin edilmektedir.
* Piaget, içinde yetiştiği kültürel ve toplumsal çevrenin çocuğun bilişsel gelişimini şu şekilde etkilediğini açıklar: Çocuk bir aşamadan diğerine, daha önceki aşamadaki düşünce tarzı yetersiz kaldığı ve çevresine uyum sağlayabilmek için zorlandığı için geçer. Bazı toplumlarda çocuk formel operasyonları kullanmak için zorlanmaz, doğa ve toplum çevresine uyumunu somut operasyonlar çerçevesinde yapabilir. Belki de bilim ve teknolojinin baskın olmadığı tarım ülkelerinde, formel operasyonların gelişmesi bu şekilde durur.

Kaynaklar: Cüceloğlu, D.İnsan ve Davranışı.Yedinci basım: Haziran 1997 Remzi Yayınevi (sf. 346-354)
Flavell, J.H., Miller,P.H., & Miller, S.A.(1993).Cognitive Development.NJ:Prentice-Hall.
Mayes, L. C., & Cohen, D. J. (2006). Çocuğunuzu Anlama Rehberi. İstanbul: Beyaz Balina Yayınları
Sosyokültürel Yaklaşım (Vygotsky)

Bir çok yaklaşıma göre, sosyal ve bilişsel gelişim arasındaki ilişki sınırlıdır. Ancak Vygotsky’e göre çocuğu sosyal çevresinden ayrı düşünmek mümkün değildir ve bilişsel gelişim sosyaldir. Sosyal deneyimler çocuğun düşünmesini ve dünyayı algılayışını şekillendirmektedir. Bu nedenle sosyalleşmenin önemli bir aracı olan dil de bilişsel gelişim için önemlidir. Vygotsky dili sosyokültürel bağlam ile çocuğun bireysel zihin gelişimi arasındaki köprü olarak gördüğü için, dil gelişimi Vygotsky’e göre zihinsel gelişimin en önemli kilometre taşıdır. Ayrıca, çocukların gelişiminde daha büyük çocuklar ve yetişkinler de oldukça önemli bir rol oynamaktadırlar.

Özetle Vygtosky’e göre;

* Bilişsel gelişim, sosyalleşme yoluyla sağlanmakta ve paylaşılmaktadır.
* Dil, sosyal ve bilişsel gelişim arasındaki bağlantıyı sağlar.

Bilişin Sosyal Paylaşımı

Vygotsky’nin kuramına göre zihinsel gelişim, sosyal ve kültürel ortamlar ile ilişkili olarak oluşmaktadır ve bu ortamların içindeki kişiler tarafından paylaşılmaktadır. Diğer bir deyişle, çocuklar zihinsel gelişimlerini daha büyük yaştaki çocuklar ve yetişkinlerle etkileşim halinde sağlamaktadırlar. Çocuklar bu etkileşimler sayesinde bir kültürde hayatta kalabilmek için gerekli bilgi ve becerileri kazanmaktadırlar. Sosyokültürel kuram, bilişsel gelişimin kültürün içinde ortaya çıktığını ve kültürün önemini vurgulasa da, bazı yönlerinin evrensel olduğunu ve tüm dünyadaki çocuklarda aynı şekilde geliştiğini kabul eder. Yüz ifadelerini anlayabilme, taklit edebilme gibi beceriler, kabul edilen evrensel özelliklere örnektir. Ayrıca, tüm insanların sosyal varlıklar olmalarına bağlı olarak tüm dünyada çocuklar 2-3 yaşlarında oldukça iyi konuşmacılar olmaktadırlar. Evrensel olarak tüm insanların uyduğu sözel iletişim kurallarını takip etmektedirler (sırayla konuşmak, göz teması kurmak, karşısındakinin söylediklerine uygun cevapları vermek, aynı konuda konuşmayı sürdürmek gibi).

Vygotsky’nin sosyokültürel kuramına göre, bazı biyolojik evrensel özelliklerin yanında bilişsel gelişimde, sosyal çevre ve kültürün etkisi oldukça önemlidir ve günümüzde bu yaklaşım yaygın olarak kabul görmektedir. Bilişsel becerilerde sosyal etkilerin varlığı ve sosyal etkileşimlerin çocukların düşünme şeklini değiştirmede önemli bir güce sahip olduğu araştırmalarla kanıtlanmaktadır. Örneğin, bazı kültürlerde maddenin korunması (conservation) batılı kültürlere göre daha geç öğrenilmektedir. Yapılan araştırmalara göre batılı kültürlerde çocuklar adaleti, kaynakların eşit paylaşımı olarak öğrenmektedirler. Bu nedenle ellerindeki boya kalemlerini, şekerlerini vb. eşit olarak paylaştırmaktadırlar. Bu sayede aynı miktarda olan nesnelerin farklı şekilde eşit paylaştırılmasına alışıktırlar. Bu kavramlarla tanışık büyüyen çocuklar maddenin korunmasını daha erken öğrenebilmektedir. Bu örnekte de evrensel olarak öğrenilen bir kavramın kültüre bağlı olarak hangi gelişim döneminde öğrenildiğinin farklılaşabildiği; sosyal çevre ve kültürün bilişsel gelişim üzerinde etkili olduğu görülmektedir.

Ayrıca araştırmacılar, çocukların kendilerinden daha gelişmiş akranlarından ve yetişkinlerden aldıkları yardımların, zihinsel gelişime katkısını ortaya koymuşlardır. Çocuklar aldıkları destek sayesinde kendilerine zor gelen bilişsel işleri kültürel olarak uygun şekillerde çözmeyi öğrenmektedirler. Çocuklar bu etkileşimler sırasında yetişkinlerin problem çözme stratejilerini deneyimlemekte ve kendileri öğrendikten sonra tek başlarına uygulayabilmektedirler. Araştırmalara göre, çocukların daha büyük çocuklarla veya yetişkinlerle etkileşimlerinde önemli olan bu etkileşimlerin niteliğidir. Etkileşimler sırasında arada çıkan fikir farklılıklarının çözülmesi, karşılıklı saygı ve işbirliğinin varlığı önemli noktalardır.

Dilin Önemi

Bilişin sosyal paylaşımında açıklandığı gibi zihinsel gelişim, kültürün içinde diğer kişilerle ilişki içinde ortaya çıkar. Daha sonra bu paylaşımlar çocuk tarafından içselleştirilir ve çocuğa ait zihinsel süreçlere dönüşür. Bilişlerin sosyal olmaktan çıkıp bireye ait olması da zihnin işaret/sembol sistemleri sayesinde olmaktadır. Araç olan bu işaretler de zaman içinde çocuk tarafından içselleştirilmektedirler. Dil de insanların geliştirdiği ve en yaygın şekilde kullandığı işaret sistemlerinden biri olarak zihinsel gelişimde kritik bir rol oynamaktadır.

Potansiyel Gelişim Alanı (Zone of Proximal Development)

Daha önce belirtildiği gibi çocukta yeni kapasiteler yetişkinlerle veya daha büyük yaşta çocuklarla işbirliği sırasında ortaya çıkmaktadır ve daha sonra çocuk tarafından içselleştirilip, kendisi tarafından bir yetişkinden bağımsız olarak kullanılabilmektedir.

Vygotsky’e göre becerinin yetişkinden çocuğa geçmesi çocuğun potansiyel gelişim alanı dahilinde olmaktadır. Bu alan öğrenme ve zihinsel gelişimin bir arada bulunduğu bir duyarlılık alanıdır. Yetişkinlerin yardımıyla çocuğun gelişim sürecinde olan zihinsel becerileri olgunlaşmaktadır. Bu bağlamda Vygotsky’e göre eğitimin rolü çocuklara potansiyel gelişim alanları dahilinde deneyimler sağlamaktır. Bu aktiviteler çocukları zorlayan fakat bir yetişkin desteğiyle başarılabilecek zorlukta aktiviteler olmalıdır.

Yapı Kurmak (Scaffolding)

Yapı kurmak potansiyel gelişim alanı dahilinde tanımlanan bir benzetmedir. Bu benzetmede çocuk yapılanmakta olan bir binaya benzetilmektedir. Sosyal çevre ise çocuğun yapı kurma, diğer bir deyişle destek sistemidir. Çocuğun sosyal çevresiyle bu şekilde etkileşimi potansiyel gelişim alanı dahilinde çocuğun gelişimini hızlandırmaktadır.

Zihinsel becerileri geliştirirken yapı kurma yönteminin iyi kullanılması için bazı özellikleri içinde barındırması gerekmektedir. Öncelikle paylaşılan aktivitenin keyifli bir aktivite olması ve kültürel olarak anlamlı, bir amaca yönelik olması önemlidir. Bu aktivite dahilinde önemli olan çocuk ve diğer kişinin aynı hedefe ulaşmak için birlikte hareket etmesidir.

İyi yapı kurmanın diğer bir özelliği de bir işe başlarken farklı anlama düzeylerine sahip iki kişinin öncelikle paylaşım yapabilecekleri bir anlama düzeyine varmış olmalarıdır. Eğer iki kişi çok farklı anlama düzeylerine sahip ise birinin diğerine rehberlik etmesi, birbirlerini anlamaları mümkün olmayacaktır. Bir yetişkin ve çocuk işbirliğinde bu özellikle önemlidir. Örneğin, sınıfta bir öğretmen yeni bir işi/görevi tanıtırken, çocuğun daha önceden bildikleri ile bağlantılar kurması, çocuğun yeni işi başarabilmesi ve öğretmenin çocuğa yardım etmesi için büyük önem taşımaktadır.

Ayrıca, iyi bir yapı kurma için çocuk ve yetişkin arasındaki iletişimin sıcak ve hoş olması da önemlidir. Bu şekilde çocuk yapılan işten keyif alacaktır. Bu ilişki sırasında öğretmenin çocuğu izlemesi, bir sonraki adımını tahmin ederek gerekli yerlerde destek sağlaması önemlidir.

Bunların yanında çocuk ile gerçekleştirilen aktivitenin çocuğun potansiyel gelişim alanı dahilinde olması önem taşımaktadır. Bu iki şekilde sağlanmaktadır (1) verilen işi ve çevreyi çocuğa uygun bir zorluk düzeyinde düzenlemek (2) yetişkin müdahalesini çocuğun ihtiyaç ve becerilerine göre ayarlamak. Çocuğa uygun bir zorluk düzeyinde iş verirken çocuğun var olan becerileri göz önünde tutularak uygun zorlukta bir iş bulunabilir veya büyük bir iş çocuğa uygun zorlukta parçalara ayrılabilir. Eğer aktivite yapı kurmak için fazla basit ise verilen hedef zorlaştırılarak gerekli ayarlamalar yapılabilir. Verilen aktivitenin çocuğun potansiyel gelişim alanı dahilinde olmasını sağlamanın diğer yolu ise bunu yapan yetişkinin çocuğa ihtiyacı oldukça destek vermesi ve çocuğun becerisi arttıkça verilen destek düzeyinin azaltılmasıyla sağlanabilmektedir.

İyi yapı kurmanın son özelliği ise çocuğun kendi davranışlarını kontrol edebilmesini ve sorumluluk almasını sağlamaktır. Bunun için de birlikte yapılan aktivitenin çocuk tarafından kontrolünün mümkün olduğunca sağlanması önemlidir. Çocuğun görevi/işi bağımsız bir şekilde gerçekleştirebildiği andan itibaren yetişkinin kontrolü ve yardımı bırakması gerekmektedir. Kısaca, belirlenen ortak hedefe ulaşıldığı andan itibaren aktif olarak yetişkinin geri çekilmesi ve çocuğun aktif olarak görevi devralması çocuğun kontrol geliştirmesi için önemlidir. Bu sayede çocuk sorumluluk ve karar almayı öğrenecektir.

Mavi Tatil Powered by Wptr ve WordPress
Bu site Tatil ve Gece Gündüz Teması ile guclendirilmistir